Tesla, Avrupa’da gözetimli FSD (sürücü denetimi gerektiren sürüş destek sistemi) için daha geniş bir onay çıkmadan önce bazı otomobil satışlarına ek avantajlar sunuyor. Şirketin CFO’su Vaibhav Taneja, bu adımın Avrupa’daki Tesla filosunu büyütmeyi amaçladığını 21 Ekim’deki 2026 üçüncü çeyrek bilanço görüşmesinde söyledi.

Taneja hangi modellerin ya da ülkelerin bu kampanyaya dahil olduğunu ve avantajların ne olduğunu açıklamadı. Gerekçe olarak, daha fazla otomobilin şimdiden yollarda olmasının, düzenleyici onaylar geldiğinde yazılımın daha geniş bir filoya sunulmasına zemin hazırlayabileceğini gösterdi. Bu, otomobillerin onay çıkmadan FSD’yi kullanabileceği anlamına gelmiyor.

Tesla Üst Yöneticisi Elon Musk, Avrupa Birliği genelinde onayın birkaç ay içinde gelebileceğini, ancak Q1’den daha uzun sürmesine şaşıracağını söyledi. Zamanlamanın Tesla’nın kontrolünde olmadığını da kabul etti. Ne Tesla ne de Avrupa Komisyonu, birlik genelindeki oylama için tarih açıkladı.

Şimdiye kadarki onaylar ülke ülke verildi. Hollanda’nın araç kurumu RDW, sistemi 10 Nisan’da onayladı; diğer üye ülkeler bu kararı kendi bölgelerinde tanıyabiliyor. Slovakya 16 Ekim’de dokuzuncu AB ülkesi oldu. Onay veren diğer ülkeler Litvanya, Estonya, Danimarka, Belçika, Slovenya, Çekya ve Hırvatistan.

AB genelinde geçerli bir onay içinse farklı bir süreç gerekiyor: RDW’nin Avrupa Komisyonu’na başvurması ve ilgili komitedeki üye ülkelerin çoğunluğunun lehte oy kullanması lazım. Almanya bu oylamayı destekleyeceğini söyledi. Tesla, Alman Ulaştırma Bakanlığı ile görüşmelerin ardından Avrupa’daki sitelerinin çoğunda sistemin adını FSD Supervised’dan Tesla Assisted Driving’e çevirdi; bakanlık sistemin hız sınırını yüzde 10’a kadar aşarak sürüş yapabileceğini de kabul etti.

Taneja’nın ön verilerine göre Model Y, Avrupa’da üçüncü çeyrekte en çok satan bataryalı elektrikli otomobil oldu. Tesla ayrıca çeyreği son dört yılın en yüksek sipariş birikimiyle kapattığını bildirdi. Şirketin satışlarına ek avantaj getirme planı, açıklanan bu verilerden bağımsız olarak, hangi ülkelerde ve ne tür tekliflerle uygulanacağı belirsizliğini koruyor.