Tesla’nın Bitcoin varlıklarının büyük bölümünü 2022’de nakde çevirmesi, şirketlerin kredi daralırken bilançolarındaki varlıklara ne kadar hızlı erişebildiğini gündeme getiriyor. Ledn mali işler direktörü (CFO) Thomas Wu, Tesla örneğinden hareketle şirketlerin nakit ihtiyacı doğmadan önce hangi varlığı satacağını, hangisine karşı borçlanacağını ve hangisini elde tutacağını belirlemesi gerektiğini savunuyor.

Wu’nun aktardığına göre Tesla, Çin’deki Covid-19 bağlantılı kapanmalar sırasında Bitcoin varlıklarının yaklaşık yüzde 75’ini yaklaşık 936 milyon dolar nakde çevirdi. Elon Musk, bu satışın Bitcoin hakkında bir hüküm olarak görülmemesi gerektiğini söylemişti. Şirketin o sırada yaklaşık 18 milyar dolar nakdi vardı; dolayısıyla Wu’ya göre hamle acil nakit sıkışıklığından değil, oynak bir varlığı nakde dönüştürerek esneklik kazanma tercihinden kaynaklanıyordu.

Tesla’nın elinde 2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla 11.509 Bitcoin bulunuyordu. Şirket, satış yapmadan bu pozisyonda 112 milyon dolarlık kâğıt zararı kaydetti. Wu, Bitcoin’in fiyatının sürekli görülebilmesini ve günün her saati nakde çevrilebilmesini Tesla’ya farklı seçenekler sunduğuna örnek gösteriyor: şirket varlığı satabilir, teminat göstererek borçlanabilir ya da elinde tutabilirdi. Satıştan sonra fiyatın yükselmiş olması ise kararın yatırım açısından doğru olup olmadığı sorusunu, likidite planlamasından ayrı tutuyor.

Analizin arka planında kredi koşullarının sıkılaşması var. Yazıda, ABD Merkez Bankası’nın eylülde 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırdığı ve büyük ABD bankalarının birçok ticari kredi hattı için gösterge olan prime oranını yüzde 7’ye çıkardığı belirtiliyor. Ayrıca Apollo’nun bireysel yatırımcılara yönelik 26 milyar dolarlık kredi fonunun, yatırımcıların çekmek istediği tutarın fonun ödeyebileceğinin yaklaşık üç katına ulaşmasının ardından üçüncü çeyrek üst üste para çekme işlemlerini sınırladığı aktarılıyor.

Wu, şirketlerin bilançolarını yalnızca toplam değer üzerinden değil, varlıkların ne hızla ve hangi maliyetle nakde dönüşebileceğine göre de incelemesini öneriyor. Hazine bonoları genellikle hızlı satılabilirken, alacaklar iskonto karşılığında devredilebilir veya teminat gösterilebilir; stok ve ekipman satışları ise daha uzun sürebilir ve daha büyük fiyat indirimleri gerektirebilir. Yurt dışındaki bir iştirakte, kredi sözleşmesindeki kısıtlar altında ya da üç ayda bir para çekilebilen bir yatırımda duran kaynak da kâğıt üzerinde değerli olsa bile ihtiyaç anında kullanılamayabilir.

Bir diğer risk, raporlanan değerle acil satışta elde edilebilecek tutar arasındaki fark. Yazıda, iki büyük özel kredi fonunun hisselerini satın almak isteyen bir alıcının, bildirilen değerlere kıyasla yüzde 12,5 ve yüzde 17,5 indirim önerdiği örneği veriliyor. Wu, şirketlerin önemli varlıkları için güncel satış değerini ve satışın ne kadar sürebileceğini önceden tahmin etmesini; piyasa baskı altındayken benzer varlıkların aynı anda satışa çıkabileceğini ve alacak tahsilatının gecikebileceğini hesaba katmasını istiyor.

Finansman tarafında ise şirketlere krediye ihtiyaçları yokken kredi hattı ayarlamaları ve yalnızca faiz oranına bakmamaları öneriliyor. Taahhütlü bir kredi hattı, koşullar değiştiğinde kullandırımı reddedilebilecek taahhütsüz bir hatta göre daha fazla kesinlik sağlayabilir. Wu ayrıca teminat değerinin nasıl hesaplandığına, hangi koşullarda ek teminat istenebileceğine ve kısa vadeli değişken faizli borçla uzun vadeli yatırımları finanse etmenin yaratabileceği uyumsuzluğa dikkat çekiyor.

Tesla’nın örneği, her şirketin Bitcoin alması gerektiği anlamına gelmiyor. Wu’nun temel mesajı, nakit sıkışıklığı başlamadan önce varlıkların bugünkü değerini ve erişilebilirliğini ölçmek; satış, teminatlı borçlanma ve elde tutma seçenekleri arasında hangi koşulda geçiş yapılacağını planlamak. Böylece şirket, acil durumda en kolay satılan varlığı aceleyle elden çıkarmak zorunda kalmayabilir.